Aile Tutumlarının Sosyal Fobi Üzerindeki Etkisi


Aile Tutumlarının Sosyal Fobi Üzerindeki Etkisi
18-03-2021

Sosyal Fobi, bireyin diğerleri tarafından eleştirileceği durumlardan, rezil olacağı, utanacağı düşünceleriyle devamlı olarak korktuğu ve kaçma dürtüsünün ortaya çıktığı bir psikolojik rahatsızlıktır. Sosyal fobik kişiler kalabalık yerlerde ya da kendilerini gösterecekleri durumlarda anormal bir şekilde fazla kaygı duyarlar. Bu kaygı verici ortamlarda birey devamlı kendisiyle ilgilidir, her şeyi kusursuz yapmaya çalışır ya da var olan yanlışlıkları fark ettirmemeye özen gösterirler. Fakat bu gösterdikleri özen, amaçladıklarının aksine onları daha zor bir duruma sokacak sonuçlar doğurur. Birey böyle zamanlarda kızarır, terler, elleri titrer.

Sosyal fobi (sosyal anksiyete bozukluğu), kişilerin okul hayatlarını, kariyerlerini, insan ilişkilerini, aşk ilişkilerini gibi birçok sosyal alanını olumsuz etkilemektedir.

Sosyal fobinin toplumda görülme sıklığı oldukça yüksektir ve sosyal fobi tanısı almış bireyler hayatlarında büyük ölçüde zorluklar ve sıkıntılar yaşamaktadırlar. Çoğu zaman sosyal fobikler bir uzmandan yardım almakta gecikebilir. Bunun bir psikolojik rahatsızlıktan ziyade ''kişilik yapısı'', ya da ''çekimserlik'' olarak yorumlanması bu durumun en önemli sebebidir. Sosyal fobi ile ilgili yapılan çalışmalar günden güne artmakta, uzmanlar da bu bozukluğun üzerinde daha fazla durmaya başlamışlardır.

Sosyal Fobinin Oluşmasında ve Gelişiminde Aile Faktörünün Etkisi Nedir?

Aile kavramı toplumun özüdür. Ailenin topluma karşı sorumlulukları olduğu kadar kendi üyelerine karşı da belli sorumluluk ve görevleri vardır. Kişinin sağlıklı ve mutlu bir birey olması için ailenin de sağlıklı olması gerekmektedir. Anne babalar çocuk yetiştirmek konusunda fazlasıyla hassas davranmalıdırlar. Ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumları, çocukların ruh sağlıklarını büyük ölçüde etkilemektedir.

Aile, kişinin en önemli gereksinimi olan sevgi, güven ve bağlılık duygularını sağlayan yerdir. Bu ihtiyaçların karşılanması, bireyin ruh sağlığı ve kişilik yapısı olması açısından çok önemlidir.

İnsanların doğdukları andan itibaren ilk etkileşime girdikleri kişiler aileleridir. Kişiler burada konuşmaya başlar, güler, ağlar ve sosyalleşirler. İlk öğrenmelerimiz burada gerçekleşir. Hayat boyu bize eşlik edecek birçok fikir, alışkanlık, tutum ve davranışlar aileler tarafından kazandırılır.

Kişiler, iletişime geçtikleri zamanlarda bazen bazı sıkıntılar ve korkular hissederler, bu tür duygular bireyin toplumsal entegrasyonu açısından gerekli ve normal duygulardır. Sosyal fobide ise durum bundan çok daha farklıdır.

Yapılan araştırmalarda sosyal fobinin ortaya çıkmasında aile faktörünün üzerinde oldukça yoğun bir şekilde durulmuştur. Küçüklüğünde, sosyalleşmeleri aileleri tarafından cesaretlendirilmeyen, insanlarla iletişime girmek konusunda çekimser yetiştirilen bireylerde, gelecekte sosyal fobi ortaya çıkma ihtimalinin çok yoğun olduğu anlaşılmıştır.

Kişinin gelişme döneminde ebeveynleriyle etkileşim türü ve anne babanın tutumları gelecekte yakın ilişkilerde bireyin davranışını ve ilişkilerden beklentisini oluşturan ‘’içsel çalışma modellerini’’ ortaya çıkarır. Bu modeller başarısız olmuşsa, kişi gelecek yaşantısında iletişim kurduğu insanlara güvenme konusunda problem yaşar. Bu güvensizlik sadece karşı tarafa değil, bireyin kendisine de yönelttiği bir duygu olur. Kişi kendine karşı güvensiz hissettiğinde başarısız olacağına dair yoğun bir kaygı duyar.

Ebeveynlerin reddedici ve çok fazla koruyucu tutumunun sosyal ilişkilerinde eleştirilme korkusuyla alakalı olduğunu öne süren araştırmalar da vardır. Başka bir çalışmada sosyal fobisi olan kişilerin aile tutumlarına bakıldığında, çok fazla baskıcı (otoriter) davranışlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal fobi belirtileri gösteren çocukların ailelerinin, çocuklarına karşı soğuk ve mesafeli oldukları saptanmıştır. Bir diğer araştırmada ise sosyal fobisi olan çocukların, babalarını sert ve baskıcı, annelerini de umursamaz, ilgisiz ve mükemmeliyetçi olarak tanımladıkları belirtilmiştir. Laboratuvarda yapılan bir çalışmada ise stresli çocukların annelerinin aşırı baskıcı ve karışan, babalarının ise böyle olmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak yürütülen birçok çalışmada sosyal fobinin oluşumunda aile faktörünün öneminin yadsınamayacak düzeyde olduğu görülmüştür.. Ebeveynlerin aşırı baskıcı tutumu, çocuğun bireyselleşme, özgürlük gibi arzularını kısıtlamaktadır. Bağımsızlaşamayan çocuk bu durumda ebeveynlerine bağımlı olmakta ve sosyal gelişimi bozulmaktadır.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş