Bir Toplumsal Travma Olarak Orman Yangınları


10-08-2021

Türkiye’de son zamanlarda ne zaman haber kanallarını açsak karşımıza yeni bir olumsuzluk çıkıyor. Bunlardan en son karşılaştığımız ve hala sürmekte olanı ise orman yangınları. Ülke genelinde meydana gelen orman yangınları haberlerine oldukça yoğun bir şekilde maruz kaldık. Yaşanan bu üzücü olaylar, olayı yakından görmeyenlerimizin bile üzerinde travmatik etkiler bırakmaya devam ediyor.

Travma nedir?

Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü derinden sarsan, tehdit eden olay ya da durumlardır. Anlamlandırmak ve başa çıkabilmenin oldukça güç olduğu olaylardır. Günlük rutini bozan, beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, psikolojik travma yaşantıları olarak tanımlanabilmektedir.

Neler travmadır?

* Doğal afetler (deprem, sel, yangın)
* İnsan eliyle yapılan travmalar (savaş, işkence, tecavüz)
* Kazalar (iş, trafik)
* Beklenmedik ölümler 
* Ciddi-ölümcül hastalıklara yakalanma

 Travma türleri nelerdir?

1.    İnsan eliyle gerçekleştirilen travmalar: savaş, işkence, tecavüz

2.    Doğal yollarla ortaya çıkan travmalar: deprem, sel, yangın

 Travmanın psikolojik belirtileri nelerdir?

Duygusal tepkiler: Şok, üzüntü, öfke, endişe, suçluluk, umutsuzluk, kaygı, korku, karamsarlık, donukluk, aşrı sinirlilik, çaresizlik kendi gibi hissetmeme

Fiziksel tepkiler: Baş, göğüs ağrısı, mide ve bağırsak hassasiyetleri, aritmi, yüksek seslere karşı duyarlılık, iştah artması ya da azalması, sürekli halsizlik hali, nefes darlığı, bağışıklık sisteminin düşmesi.

Davranışsal tepkiler: Uyku ve yeme bozuklukları, sosyallikten uzaklaşıp yalnızlaşma, öz bakım yetersizliği, içe kapanma, alkol ve madde kullanımı, kaçma-kaçınma davranışları, sessizleşme, odaklanama ve dağınıklık, sürekli aynı şeyle uğraşma, hiçbir şey olmamış gibi davranma.

Toplumsal travma nedir?

Toplum içinde ruhsal travmaya yol açan olaylar çok yaygındır. Araştırmalar her iki kişiden birinin bu tür olaylarla hayatında en az bir kez karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Psikolojik travmayla karşı karşıya kalma durumu herkes için aynı değildir. Suç oranının fazla bulunduğu lokasyonlarda ikamet edenler, farklı psikolojik rahatsızlıkları veya alkol-madde bağımlılığı olanlar, askerler, polisler, itfaiye personeli olanlar korkutucu olaylarla daha sık karşılaşırlar. 

Doğal afetler (sel, deprem, yangın), kazalar, savaş, siyasi, etnik, dini ya da cinsiyet temelli işkence ve şiddet olayları gibi toplumsal travmalar yalnızca travmayı deneyimleyen kişileri değil, bu olaya doğrudan ya da dolaylı şekilde şahitlik eden bütün toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir. Dolayısıyla bu tarz süreçlerde dehşet, çaresizlik, tedirginlik, acı, kayıp hissi, öfke, donukluk, yabancılaşma, yalnızlık gibi birçok hissin bir sis bulutu gibi topluma dalgalar halinde yayıldığını gözlemleriz.

Özellikle devam eden travmatik bir olay varsa yani hayati önem taşıyan ya da psikolojik bütünlüğe yönelik tehdit içeren durumlar sona ermiyorsa hem travmadan direkt olarak etkilenen kişilerde hem de toplumsal olarak kapanması çok daha zor yaralar açılabilir. Süregelen travmatik olaylara verilebilecek en somut örnek ülkemizin dört bir yanında devam eden orman yangınlarıTravmatik olayın süresi arttıkça etkilerini hissetme yoğunluğu da o denli artar.

Kimi zaman, toplumda güvenlikten sorumlu olması gereken kişi, kurum ve kuruluşların bu yaraları tamir etmek yerine daha da zarar verdiğini görebiliyoruz. Bu mekanizmaların böyle bir davranış sergilemesi zaten travma yaşamış bir toplumda travmatik olayın bir kez daha tazelenmesine ve yoğun bir güvensizlik hissine sebep olur.  Toplum, böyle travmatik olaylar karşısında arkasında bir güç olmasını ister ve bu gücü göremeyince daha da travmatize olabilir.

Toplumsal travma sonucunda olayların niteliği ve şartlarına göre birlik olma duygusu ve yardımlaşmanın güçlenmesi ile güvenlik önlemlerinin en baştan gözden geçirilmesi sağlanabilir veya gerginlikler ve anlaşmazlıkların artması ile birbirine yabancılaşma, zıtlaşma gibi olumsuz duyguların en üst noktaya tırmandığı bir süreç oluşabilir.

Toplumdaki bazı kişilerin toplumsal travma yaratan olay karşısında umursamaz bir tavır takınmaları ve dayanışmaya destek vermemeleri durumunda, yardımlaşma gibi bireyin var olma ve bir toplum içinde beraberce yaşamaya yönelik temel ihtiyaçları sağlanamaz. Böyle bir durumda, travmadan doğrudan etkilenmiş olmasak bile kendimizi bulunduğumuz yerde güven içerisinde hissedemeyiz.  Toplumsal travmayı görmezden gelme ya da inkar etme, toplumda bütünleşmenin önüne geçer ve bu da toplumsal ruh sağlığının olması gereken bir seviyede yaşanmamasına sebep olur. Toplumsal travma yok sayıldığı ve paylaşılmadığı zaman toplumlarda kaos duygusu, tahammülsüzlük, güvensizlik ve gerginlikler yaratabilir.

Travmatik bir olayla karşı karşıya kaldığımızda hepimiz farklı tepkiler veririz. Tıpkı aynı olayı birden fazla kişinin birden fazla şekilde yorumlaması gibi. Travmatik olay karşısında bazı insanlar donakalır, bazıları dehşete kapılır, isyan etmek ister, bazıları o olayı yaşanmamış sayarak inkar eder. Öyle ya da böyle bir şekilde travmatik olayların mutlaka bize fiziksel ya da ruhsal olarak olumsuz geri dönüşleri olur.

Gösterdiğimiz tepkiler beklenmedik bir olayda insani olarak hepimizde ortaya çıkabilecek olan doğal tepkilerdir. Bu tepkiler, birçok insanda birkaç gün veya hafta içinde azalırken, toplumun küçük bir oranda da olsa kimi bireylerde bu belirtiler zorlayıcı bir şekilde devam eder ve bireylerin gündelik yaşamını ciddi bir şekilde etkileyebilir.

Toplumsal travmanın açtığı yaraları nasıl sararız?

Toplumsal travmaların yaralarının sarılması zaman alır. Olayları anlamlandırabilmek ve travma ile birlikte yaşanan kayıpların yasının tutulması bu süreçte gerçekleşir. Fakat, yaşanan travmanın yoğunluğu ve uyandırdığı bazı hisler bu süreçte üstesinden gelmemizi zorlaştırabilir. Travmatik bir olay yaşadıktan sonra, bizde nasıl sonuçlar doğuracağını tahmin edemeyebiliriz. Ya da kendimizde birtakım belirtiler fark edebilir fakat bunun başımıza gelen travmatik bir olaydan dolayı meydana geldiğini bilemeyebiliriz. Yaşadıklarımızı gerçekçi bir şekilde değerlendirip anlamlandırabilmek bu etkilerle başa çıkabilmemize yardımcı olur.

Travmatik bir olayla karşı karşıya kaldığımızda bunun etkilerinden daha kolay bir şekilde sıyrılabilmemizin belli başlı yöntemleri vardır. Bunlar:

·      Zor da olsa kendimizi ihmal etmemeliyiz. Öz bakımımıza, uyku ve beslenme düzenimizin sağlıklı olmasına dikkat etmeliyiz.

·      Travmatik olayın akabinde yaşanabilecek en net duygulardan biri suçluluk hissidir. Kendimizi düşündüğümüz için bile suçluluk hissedebiliriz fakat unutmamak gerekir ki, kendimizi düşünmemiz, aynı travmatik olayı yaşayan kişilere destek olabilmemiz için de gereklidir. Kendimize bakmadan, çevremize de destek olamayız.

·      Sosyalleşmekten kaçınmamalı, bize destek olabileceğini düşündüğümüz kişilerle paylaşım içine girmeli, onlardan güç almaktan çekinmemeliyiz.

·      Kendimizi herhangi bir yolla ifade etmeliyiz. Bunu kimimiz yazarak, kimimiz söylerek, kimimiz de çizerek yapar. Bu noktada önemli olan, sessiz kalmayıp ilgi alanlarımıza uyacak şekilde kendimizi ifade etmek.

·      Travmatik olayı çağrıştıran olaylardan ya da ortamlardan kaçınmamalıyız. Ne kadar erken yüzleşirsek, kabullenme evresine o kadar erken geçmiş oluruz.

·      Travmanın meydana gelmesine veya sonuçlarının artmasına sebep olan faktörlere ve zemine dair bir değişim oluşturulmadığında, travma sonrasında yaşanan olumsuz duyguların tamir edilmesi zorlaşabilir. Bu sebeple toplumdaki bireylerin, travmayı yaşamış olan kişiler ve yakınlarının toplumda güvenli bir ortam oluşturmak için gereken çevresel, sosyal ve siyasi değişime katkıda bulunmaları, hem bireylerin psikolojilerinde, hem de toplumsal anlamda kolektif olarak yaraları sarmayı sağlayabilir.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş