Depresyon Nedir?


09-08-2021

Depresyon, sürekli mutsuz hissetme, yapılan eylemlerden eskisi gibi zevk alamama, hiçbir konuda motive olamama ve genelde negatif düşüncelerle karakterize bir duygu durum bozukluğudur. Depresyon, aynı zamanda bir ruh halini de tanımlar. Depresyon, kişinin günlük yaşamını etkileyen, hayat kalitesini düşüren fakat tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Depresyon türleri nelerdir?

Majör depresyon (klinik depresyon)

Çökkünlük, düşük benlik algısına sahip olma, hayattan zevk alamama, halsizlik, sürekli olumsuz düşüncelere kapılma gibi depresyon belirtilerinin en az iki hafta sürmesi durumuna majör depresyon, majör depresif bozukluk veya klinik depresyon denir.

Majör depresyon kişinin bireysel, kariyer veya akademik hayatı ile uyku kalitesi, iştahı ve genel sağlık durumunu olumsuz yönde etkiler. Majör depresyona sahip yetişkin bireylerin %2-7'si intihar ile hayatını kaybetmektedir.

Minör depresyon

Minör depresyon, depresyon belirtilerinin kişide geçici olarak görülmesi, kronikleşmemesine verilen addır.

Kronik depresyon- distimik bozukluk

Hafif depresyon belirtilerinin iki yıldan uzun sürmesine distimik bozukluk veya kronik depresyon adı verilir. Çocuk ve ergenlerde bu süre bir yıldır.

Kronik depresyonda semptomlar her gün, gün boyu sürmektedir. Kronik depresyon umutsuzluk, düşük benlik algısına ve olumsuz düşüncelere sahip olma, karamsarlık, dikkatsizlik, iştahsızlık ya da aşırı yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku ve halsizlik ile karakterizedir.

Atipik depresyon

Atipik depresyon kişinin içinde birçok negatif duygu, düşünce barındırmasına rağmen dışarıya karşı pozitif bir duruş sergilemesidir. Çökkün bir ruh hali içinde bulunan ya da gerçekleştirilen eylemlerden keyif alamayan birey, çevresindeki kişilere karşı bu durumu belli etmez. Atipik depresyonda olan birey gündelik yaşantısında, dışarıya karşı mutlu görünür ama içinde, karamsar ve yıkık hisseder hatta intiharı bile düşünebilir.

Mevsimsel depresyon

Mevsimsel depresyon kış depresyonu adını da alır. Çoğunlukla ekim-kasım aylarında başlar, şubat-nisan ayları gibi sona erer.

Mevsimsel depresyon belirtileri arasında çok fazla yeme, aşırı uyuma gibi atipik depresyon belirtileri vardır.

Tiroid hormonları, bazal kortizol ve bazal prolaktin düzeylerinin mevsimsel değişiklikleri, karanlığın melatonin salgısı üzerindeki etkileri, parlak ışığın beyin serotonin işlevlerindeki değişikliklerde rol oynaması gibi faktörler mevsimsel depresyonla bağdaştırılır.

Postpartum depresyon (doğum sonrası depresyonu)

Postpartum depresyonu, yeni doğum yapmış annelerde görülen bir depresyon türüdür. Doğum sonrası depresyon olarak da bilinir. Yeni doğum yapmış kadınlar görülen bedensel, ruhsal, davranışsal değişimlerin tamamıdır. 

Bu süreçte kadınların yaşadığı fiziksel, duygusal değişiklikler ve bunların davranışlara yansımaları doğum sonrası depresyonu olarak tanımlanır.

Postpartum depresyon belirtileri 2 hafta içinde görülmeye başlanır. Postpartum depresyon, doğumdan sonraki ilk 3 ay içinde ortaya çıkar.

Maskeli depresyon

Mevcut depresyonun daha çok somatizasyon bozukluğu olarak ortaya çıktığı haline maskeli depresyon denir.

Maskeli depresyon belirtileri majör depresyon ile benzerlik gösterebilir ama daha çok ortaya bedensel belirtiler şeklinde çıkar ve kişide çeşitli fiziksel sorunlara yol açar.

Birey inkar ve somatizasyon savunma mekanizmalarını kullanarak olumsuz düşüncelerini bedenine yansıtır. Çoğunlukla kronik ağrı (baş, boyun, sırt, eklemlerde ağrı), uyku düzensizliği, mide- bağırsak problemleri, cinsel sorunlar, deri hastalıkları, alkol-madde bağımlılığı gibi sorunlarla karşı karşıya kalır.

Depresyon belirtileri nelerdir?

Davranışsal boyutta:

—Etkinliklerde azalma

—Yavaşlama

—Daha önceleri zevk veren etkinliklere karşı ilgisizlik

—Sorunla başa çıkma, sorun çözme davranışlarında yetersizlik

Duygulanımsal boyutta:

— Üzüntü  

—Suçluluk

— Utanç

— Kaygı       

— Öfke

Düşüncesel boyutta:

 —Kararsızlık

—Konsantre olamama

—Hafızada zayıflama

—Özgüvende azalma

Fiziksel boyutta:

—Uykusuzluk ya da çok fazla uyuma

—İştahta azalma

—Cinsel ilgi ve istekte azalma

Depresyon nasıl önlenir?

Depresyonu önlemek aslında alacağınız bazı önlemler ile mümkün. Bunlar:

·         Gün ışığından faydalanıp d vitamini almaya özen göstermek

·         Uyku düzenine ehemmiyet vermek, uyuduğunuz ortamın karanlık, sessiz ve iyi havalanmış olmasına dikkat etmek. Ayrıca uyuduğunuz ortamda radyasyon yayan teknolojik cihazları bulundurmamaya özen gösterip uykudan önce bunlarla haşır neşir olmamak.

·         Sağlıklı beslenmek, gece geç saatlerde yemek yemekten kaçınmak.

·         Hayata dair birtakım hedefler belirlemek, hobiler edinmek.

·         Düzenli olarak hareket etmek, fiziksel aktiviteler yapmaya özen göstermek.

·         İnsanın sosyal bir varlık olduğunu unutmamak, etrafınızda paylaşım yapacağınız, sosyalleşeceğiniz insanlar barındırmak.

·         Yoga, nefes egzersizleri, kas gevşeme egzersizleri gibi meditatif yöntemleri denemek, bunları uygulamayı alışkanlık haline getirmek.

·         Sorunları gerçekçi bir biçimde değerlendirmek. Hepsiyle aynı anda mücadele etmeye çalışmak yerine onları bir önem sırasına koymak ve kolaydan zora doğru giderek çözmeye çalışmak.

·         Tek başınıza başa çıkamadığınızı düşündüğünüz sorunlar için bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin. Psikoterapi sürecine girerek çözemediğiniz sorunları bir uzman eşliğinde değerlendirme fırsatı bulabilirsiniz.

 

Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyon, tedavisi mümkün olan bir duygu durum bozukluğudur. Depresyonun seyrine göre kimi hastalarda sadece psikoterapi yeterli olurken, kimilerinde ise psikoterapi tedavisine ek olarak duygu durum düzenleyici ilaçlar da psikoterapi sürecine dahil edilebilir.

Depresyon tedavisinde psikoterapi nasıl uygulanır?

Depresyon tedavisinde ilk hedef hastaya umut aşılamaktır. Hayata dair bir umudu olmaya başlayan birey, zamanla ayağa kalkmak için kendisinde güç bulur. Bu noktada motivasyon çok önemli bir itici güçtür. Öncelikle hastayı tanımak, yaşam koşullarını iyi bilmek, onunla güvenli bir bağ kurmak psikoterapi sürecinin olmazsa olmazlarındandır.

Hastayı depresyona sürükleyen sebepleri belirlemek, bu sebeplerin ne kadarının gerçekçi, ne kadarının çarpıtılmış inançlar olduğunu tespit etmek psikoterapinin bir diğer aşamasıdır. Depresyon tedavisinde kişinin ‘’başarısızlık’’, ‘’yetersizlik’’, ‘’suçluluk’’, ‘’sevilmeme’’ gibi uyum bozan düşünce kalıplarını değiştirmek ve ‘’eylemsizlik’’, ‘’kaçınma’’, ‘’sosyal çekinme’’ gibi etkisiz davranış örüntülerini ortadan kaldırmak hedeflenir.

Depresyon tedavisinin kilit noktası, davranış ve düşünceleri değiştirmeye yönelik öğrenilen becerilerin ev ödevleriyle desteklenmesidir. Danışanların ev ödevlerini tamamlamaları tedavi için zorunludur. Hareketsiz hayatın bırakılarak fiziksel aktiviteye ağırlık verilmesi depresyon tedavisinde olmazsa olmazdır. Bireyin yaşamını yeniden yapılandırması, kendine yeni hayat amaçları ve hedefler koyması oldukça önemlidir.

Olumsuz düşünceleri ve inançları ortadan kaldırmaya yönelik, bilişsel ve davranışçı becerileri öğretmeyi içeren, yapılandırılmış, iş birliğine dayalı, kısa süreli ve sorun odaklı bir psikoterapi yaklaşımı olan bilişsel davranışçı terapi, 10 ila 20 seans sürecek psikoterapi sürecinde 4-6 seanstan itibaren depresif belirtilerde belirgin bir düzelme görülmesini sağlar.

Sonuç olarak, psikolojik rahatsızlıklar içinde en yaygın olan ve en çok yeti kaybına sebep olan rahatsızlıklardan biri olan depresyon, doğru tanı koyulup etkili yöntemler uygulandığında tedavi edilebilirdir.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş