Düşüncelerimiz Hayatımıza Yön Verir Mi?


Düşüncelerimiz Hayatımıza Yön Verir
04-04-2021

Hayat akıp giderken birçok olay yaşarız. Bunlar, bazen ertesi gün unutacağımız kadar önemsiz, bazen de çok uzun zaman etkisinden çıkamadığımız oldukça etkileyici olaylardır. Fakat aynı olay veya duruma herkes aynı tepkileri göstermez. Yaşananlar karşısında ortaya çıkan duygular ve verdiğimiz tepkiler, onlara yüklediğimiz anlamlara bağlıdır. İnsanları harekete geçiren şey olaylar değil, olaylar hakkında oluşturdukları düşünce kalıplarıdır.

Otomatik düşünceler

Düşünceler her zaman bilinçli bir şekilde meydana gelmez. Her olay karşısında uzun uzun düşünemeyiz. Otomatik düşünce, kişinin kafasında aniden ortaya çıkan düşüncelerdir. Birey, otomatik düşüncelerden ziyade duygu ve davranışlarının farkında olur. Bazen otomatik düşüncelerin farkında olunsa bile bu düşünceler kişiye mantıksız gelmez, aksine zihinde kalıcı bir yer edinebilirler. 

Bilişsel çarpıtmalar

Kişiyi sıkıntıya sokan otomatik düşünceler incelendiğinde, belirgin bazı hataların olduğu gözlenebilir. Bu hatalar bilişsel davranışçı terapide ‘’bilişsel çarpıtmalar’’ olarak adlandırılır.

Bunlardan bazıları şunlardır:

Seçici algılama: Bir durumun sadece belli bir ayrıntısının algılanması, diğer
önemli özelliklerin ise göz ardı edilmesidir. Olayların genellikle olumsuz detayları
algılanmakta, olumlu detaylar gözden kaçmaktadır.
Örnek:
“Sınav sonucum düşük geldi. Ben başarısız bir öğrenciyim.’’

Akıl Okuma: Karşımızdaki kişinin veya kişilerin zihninden geçenleri tahmin etmeye dayanan bir düşünce hatasıdır.
Örnek:
“Hala cevap yazmadı. Benim geveze olduğumu düşünüyor.”

Abartma: Yaşanan olumsuz olaylardan kendisi, çevre ve gelecek ile ilgili abartılı sonuçlar çıkarmaktır.
Örnek: “Başım çok ağrıyor, kesin beynimde tümör var, öleceğim.’’

Küçümseme: Kişinin olumlu olayları küçümsemesidir.
Örnek: “Sevdiklerim bana acıdıkları için benimle beraberler.”

Aşırı Genelleme: Bir tek olaydan genel kurallar çıkartmaktır. Genellikle bu tür düşünceler ve ifadeler içinde sık sık “her şey, hiç bir şey, her zaman, hiç bir zaman, asla, hep gibi tanımlamalar geçer.
Örnek: “Bütün erkekler sadakatsizdir.’’

Kişiselleştirme: Çevrede olan olaylar veya kişilerle ilgili kişisel karşılaştırmalar yapılır veya kişisel bağlantılar kurulur.
Örnek: “Ben varım diye gelmedi.”

Hep ya da Hiç Tarzı Düşünme: Olaylar, siyah- beyaz, iyi-kötü gibi iki uçta algılanır.
Örnek: “Beni eleştiriyorsa hiç sevmiyor demektir.’’

Keyfi Çıkarsama: Kanıt olmadan ya da aksi kanıt olduğu halde bazı sonuçlara ulaşma
Örnek: “Beni kendine yakıştıramadığı için benimle beraber olmak istemiyor.”

Etiketleme: Kişinin kendisini veya karşısındaki kişiyi bir davranışına dayanarak tutumu hakkında bir genelleme yapmak.
Örnek: “Yeni aldığım elbiseye iltifat etmedi. Çünkü o çok kıskanç bir insan.”
 

Ne yapabiliriz?

·        Otomatik düşüncelerimizi keşfettiğimizde, düşüncelerimizin geçerliliğini değerlendirebiliriz. Bu düşüncelerin doğruluğunun bilincine varabilmek için kanıtlar arayabiliriz. 

·        Kendi kendimize ‘’böyle düşünen bir arkadaşım olsa ona ne derdim? Ne tavsiye ederdim?’’ diye sorabiliriz.

·        “Eğer bu düşüncem gerçek ise, olabilecek en kötü şey nedir?”, “Olabilecek en iyi şey nedir?” ve “Olabilecek en muhtemel şey nedir?” sorularına cevaplar arayabiliriz.

·        “Bunun yerine nasıl düşünebilirim?’’ diye sorarak o düşüncenin yerine başka alternatifler koyabiliriz.

Otomatik düşüncelerin tespit edilmesi, sorgulanması ve değiştirilmesi hissedilen olumsuz duygularımızın ve istenmeyen olumsuz davranışlarımızın azalması hatta ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş