Rahat ve Sevgi Dolu Bir Zihin


Rahat ve Sevgi Dolu Bir Zihin
31-05-2021

Gün geçtikçe hayatımızdaki her şey daha hızlı olmaya başladı. Hızlı sipariş, hızlı arama ne hızlıysa ona yöneldik, bekleyememeye başladık ve hayatın bu hızına yetişmeye çalışırken kendimizi hayattaki güzellikleri kaçırırken bulduk.

Bir yere yetişmeye çalışıyoruz ancak nereye? 

Belki de hayatın sonuna en hızlı şekilde ulaşıp bu süreci hızlandırıp tüketmeye çalışıyoruz.  

Bir yere yetişirken veya düşüncelere dalmış bir şekilde otobüsle giderken durağı kaçırdığınızı fark etmişsinizdir, kendinizi ''ne zaman geldik bu durağa'' diye düşünürken bulmuş olabilirsiniz. Hayatımızda bir şeylere yetişmeye çalışırken anda kalmayı çoğu zaman unutuyoruz. Kendimizi ya geçmişin olumsuz düşünce tuzaklarına takılmış bir şekilde buluyoruz ya da gelecek kaygısı içerisinde oluşabilecek sorunları düşünürken buluyoruz.

Peki ya 'şimdi'?

Gelecek kaygısı içinde boğuşurken 'şimdi'yi ihmal ediyoruz. ''Şimdi ve burada''nın önemini kavramamız, anı yaşayabilmek adına çok önemli bir nokta. Aslında sadece kendimize hatırlatacağımız bir 'anda kal' cümlesi bile bu noktada büyük farklar yaratabilir.

Hepimiz bir yoldayız, sonunun nereye varacağını bilmediğimiz, belki de bitti sanarken yeniden başlayan bir yol…

Asıl önemli olan bu yolun nereye vardığı değil bu yolu yürürken zamanı nasıl değerlendirdiğimiz.

Bu yolu güzelleştirebilmenin en kolay ve en işe yarar yöntemlerinden birisi kendimize karşı sevgi dolu ve nezaketli olmak. Her canlı gibi bizler de mutlu olmayı, sevmeyi,sevilmeyi hak ediyoruz. En çok da kendimiz tarafından. O koşturmacanın ortasında bir anlığına durup bir nefes alıp gelecek kaygısını bir kenara bırakarak kendimize ''mutlu olmayı hak ediyorum'', ''sağlıklı olmayı hak ediyorum'' gibi cümlelerle motivasyon sağlayabilmek çok işe yarar bir yöntem olabilir.

Bu, kendimizi onarmak, yaralarımızı sarmak için bir başlangıç olabilir. Bir sözcükle kırılabiliriz, düşebiliriz ama ayağa da kalkabiliriz. Kendimizi suçlamak, olumsuz düşüncelere kapılmak yerine şahsımız adına iyi dileklerde bulunmak dünyayı değiştirmez ancak bizim dünyamızı ve hayata bakış açımızı değiştirebilir. Belki de bu şefkat dolu sözcükleri kendi içimizde tekrar ederken saçma gelebilir, bu güzel sözleri hak etmediğimizi düşünebiliriz, işte bu da kendimize karşı ne kadar acımasız olabileceğimizin kanıtı niteliğindedir.

Küçük bir çocuk olduğumuzu varsayalım, bu şefkat dolu sözleri söylemek o zaman da bu kadar zor olur muydu? Muhtemelen olmazdı. Gözlerimizi kapatıp karşımızda tüm masumluğuyla bize bakan küçüklüğümüzü hayal etmek işimizi kolaylaştırabilir.

Hayatımızın en önemli sorularından biri de ''hayattan nasıl tat alabilirim?'', ''yaşadığımı nasıl hissedebilirim?''

Hissedebilmek... Sadece duyguları mı hissederiz? Bu soruların cevaplarını bir örnekle açıklayabiliriz:

Kahvaltıda aceleyle ağzımıza attığımız zeytini düşünelim. Peki ne zaman fark ettik mi zeytinin o kıvrımlı yapısını? Zeytin, erik ya da üzüm farketmeksizin önce  dokunarak yapısını hissederek yiyor muyuz? Kokusunu içimize çekerek yavaş yavaş tadını alarak yediğimiz zamanlar oluyor mu?   

Bazen bir şeylerin güzelliğini fark edebilmek için o anı yavaşlatmak gerekiyor. Bu, yaptığımız bütün aktiviteler için çok önemli. Çok basit bir eylem olarak değerlendirdiğimiz duş almak bile o gün yaşadıklarımızı, üzüntümüzü, stresimizi alıp götürebilir. Bunu sağlayabilmenin yolu da o ana odaklanmaktan geçiyor. Şampuanın kokusuna, suyun akıp gidişine odaklanmak bile fazlasıyla iyi gelebiliyor. Odaklanmak ve yavaşlamak, tüm soruların cevapları o 'an'da gizli.

Bunları yapmak niye mi gerekli? Çünkü çok düşünmekten yorulan zihnimizin rahatlamaya ihtiyacı var. Birkaç dakika belki bir ağaca belki bir ışığa odaklanmak düşünmeden bakmak, görmek ve hissetmek . Bunu yapmaya zihnimize borçluyuz. Makine gibi çalışan zihnimizi durmaksızın düşünen düşünceler üreten zihne de bir süre mola vermek iyi gelecektir. Derin bir nefes alarak durmak anda kalmak ile zihnini yönlendirip daha pozitif düşünebiliriz. Bu yazıda bahsedilen bu örnekler iyi hissetmenin şifreleri niteliğinde.

Sabah uyanıp ''iyi ki varım'', ''hayatta hatalar yapsam da kendim olduğum için mutluyum'' cümlelerini içimizden geçirelim. Arkadaşlarımıza eşimize, annemize, babamıza, veya çocuğumuza nazik ve şefkatli olduğumuz gibi kendimize de şefkatli olmayı seçebiliriz. Önce kendimizi sevmeliyiz, önce kendimize şefkat göstermeliyiz. Kendini sevmeyen ve kendine değer vermeyen bir insanın başka bir insanı kalbinin tam anlamıyla sevmesi çok zordur. Yani önce gaz maskesini kendimize takmalıyız. Sonra da yanımızdakilere... Bir insanın kendine değer vermesi bencillik değildir. Önce kendimizi düşünmeden başkalarını düşünemeyiz. Öz şefkat bu sebeple çok önemli bir kavramdır.

Buraya sizlerle paylaştığımız sadece bir iki dakikalık egzersizler ile odaklanmak  ve anda kalmanın mümkün olduğundan bahsettik. Bu uygulamalar ve daha niceleriyle hayattan tat alabilir, bunları hayatınızın bir parçası haline getirerek andan keyif alabilirsiniz.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş