Cinsellik ve Cinsel Terapiler Hakkında Bilmeniz Gerekenler


CİNSELLİK VE CİNSEL TERAPİLER HAKKINDA
29-07-2021

Cinsel terapiye olan ihtiyaç kültürden kültüre oransal olarak pek değişmemekle birlikte içinde yaşanılan toplumun yapısından etkilenmektedir. Cinsel terapi bu konuda eğitim almış psikiyatrist ve psikologlar tarafından uygulanır. Cinsel terapiye başvuran kişinin tedaviye cinsel partneriyle başvurması önerilir. Çünkü bu tedavi başarısını daha da artırmaktadır. Öncelikle her iki partnerle ayrı ayrı görüşülerek cinsel yaşam öyküsü ve cinsel sorun öyküsü alınır. Sorunun alanları belirlendikten sonra tedavi hedefleri çiftle beraber saptanır ve buna yönelik tedavi planı geliştirilir. Ülkemizde genç yetişkin grubun tedaviye başvuru oranı artmıştır.

Cinsel terapiye başvuru sebepleri arasında kadınlarda vajinismus ve cinsel istek bozuklukları, erkeklerde ise yüksek oranda görülen cinsel istek ve boşalma bozuklukları erkeklerde erken boşalma, kadınlarda ise çeşitli orgazm güçlüklerine rastlanmaktadır.

Cinsel sorunların oluşumdaki en önemli etkenler ise cinsellikle ilgili eksik ve/veya yanlış bilgiler ve bu bilgilere erişimde aksamalar olmasıdır. Bu bilgi eksikliği, sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip olmasına rağmen; çok sayıda bireyin ya da partnerlerin cinsel yaşamlarında sorun yaşamasına, bu nedenle ilişkilerinin bozulmasına neden olabilmektedir (CETAD).

Cinsel sorun tıbbi veya biyolojik bir nedene bağlı ise, tedavisi ilaç veya diğer tıbbi tedaviler olacaktır. Bu durumda tedaviyi, ürologlar, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ya da psikiyatristler yaparlar. Eğer cinsel sorun psikolojik etmenlerle ilişkili ise veya tıbbi bir nedene bağlı olarak gelişmiş olsa bile psikolojik etmenler durumu ağırlaştırmışsa, cinsel terapiler uygulanmalı ya da ilave edilmelidir.

Cinsel sorunlar fizyolojik bir nedene bağlı olmadığında problemi besleyen kaynaklar arasında cinsel ilişkiye dair mitlere sahip olmak önemli rol oynamaktadır. Mit genel olarak kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun düş gücü etkisiyle zamanla biçim değiştiren ve genel geçer hale gelmiş ifadelerdir. Çoğu zaman mit günlük yaşamın o kadar içindedir ki sorgulamadan kabul eder ve aksini düşünmeyiz. Cinsellikte bireylerin mitlere sahip olduğu konulardan biridir. Özellikle ülkemizde konuşulmaktan hala utanılan bir konu olan cinsellik hakkında bilgi edinmek isteyen kişiler sorularını-sorunlarını birincil çevresinden duyduklarıyla şekillendirebilir. Öte yandan pornolar, cinsel birlikteliğin sağlandığı mekanlar cinsel mit oluşumunda önemli etkenlerdir. Bireyin cinsellik hakkında doğru bilgiye erişiminin kısıtlanması cinsellik hakkında yanlış inançların oluşumuna bu inançlarda aslında sağlıklı olabilecek cinsel ilişkilerden tatmin olunmamasına neden olabilir. Ayrıca yanlış kaynaklardan elde edilen cinsel bilgi çoğu zaman travma etkileri yaratmaktadır.

Cinsel ilişki sırasındaki davranışlarla ilgili yanlış inanışlar (CETAD):

Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar vardır: Cinsel yaşamın olağanüstü renkliliği ve farklılığını sınırlayan bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmaktadır. Engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği engellemekle birlikte alınan hazzın kalitesini de düşürmektedir. Sevişmede tek kural iki tarafında onayının olması gereğidir. Partnerlerin ilişkiyi kabul etme hakkı olduğu gibi reddetme hakkı da vardır.

Sevişmenin sadece cinsel birleşmeden ibaret olduğunu düşünmek sevişmenin birleşme dışındaki yönlerini ihmal ederek hem cinsel yaşamın zevklerini sınırlamaktadır. Cinselliğin önemli unsurlarından olan yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan tarafı hayal kırıklığına uğratarak cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını engellemektedir.

İyi bir sevişmenin orgazmla sonlanması beklemek: cinsel ilişki sırasında birçok insanda kısa ve geçici konsantrasyon azalmaları olabilmektedir ve sevişmeye devam edince geçer. Keza her sevişmenin mutlaka orgazmla sonlanması gibi bir zorunluluk olmadığı gibi zaten neredeyse olanaksızdır.

Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve sürdürmelidir: Cinsel rollerin kadını pasifize etmesiyle ilgili bir yanlış inanıştır. Arzulu ve aktif kadından korkan ve tehlikeli bulan geleneksel toplum ve erkekler kadınları cinsel arzularını denetlemeye zorlamak için sayılamayacak kadar çok yanlış inanış geliştirmiş ve bunları yerleştirmeyi başarmıştır.

Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır: sevişmek hakkında konuşmak düşünmek veya hayal kurmak onu bozar: Sevişme sırasında partnerlerin birbirlerine ne hissettikleri ile ilgili geri bildirimde bulunmaları hem konsantrasyonlarını ve dolayısıyla cinsel hazzı arttırmakta hem de istemedikleri ve konsantrasyonlarını bozan temasları önlemelerini sağlamaktadır.

Cinsel ilişki içinde olan eşler içgüdüsel olarak diğer eşin ne düşündüğünü ve ne istediğini bilirler: Cinsel yaşamın çabalarla daha da güzelleşebilir ve bu konuda çiftlerin yapabileceği şeyler olduğunu inkar eden bir varsayım partnerlerin kendilerini mahrum bırakmasına hem de bir sorun yaşandığında gene kendilerinde bir eksiklik olduğu duygusuna yol açar. Partnerlerin birbirlerinin zihnini okumaya çalışması yerine içtenlikle ihtiyaçlarını dile getirmesi ilişkilerini güçlendirecektir.

(Cinsel Eğitim ve Araştırma Derneği (CETAD) sayfasından alınan bilgiler doğrultusunda şekillenmiştir.)

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş