Sosyal kaygı (Sosyal Fobi) Nedir ?


Sosyal kaygı (Sosyal Fobi) Nedir ?
31-05-2021

Kaygı kavramı psikoloji literatüründe ayrıntılı olarak kullanılan bir olgudur. Genel olarak korku olarak açıklanan bu kavram, insanların korku hissettikleri anlardaki fizyolojik olarak ve davranışsal olarak tepkiler sergilemesidir. Daha çok insanları korkutucu durumlarda yaşadığı bu kavramı insanların korkutucu durumlardan korunmak için sergilerler. Çeşitli kaygı şekilleri bulunmakla birlikte bu kaygılar bireyin çevresinde ve istediğinin dışında ortaya çıkmaktadır.

Sosyal fobi, farklı bireylerin bulundukları yerlerde yemek yeme, sohbet etme, yüz kızarması, yazı yazma veya kusma gibi korkuların yaşanması olarak açıklanmaktadır. Diğer insanların gözünde küçük gözükme ve gülünç pozisyona düşme korkularının sosyal kaygının en temel belirtilerinden oldukları açıklanmıştır.

Sosyal kaygı bireyin diğer insanların kendisini yargılayacağı ve birçok durumda utanma, aşağılanma ve gülünç duruma düşeceği davranışlar sergileyeceğinden korkması olarak tanımlanmıştır. Sosyal kaygı yaşayan bireyler sosyal alanlarda ve performans gösterdiği ortamlarda insanların kendisini negatif olarak değerlendireceği ve utanç duruma düşeceğini düşünerek korku yaşarlar. Bu korkuları yaşadıkları zamanlar ise yoğun bir şekilde kendilerine odaklanma, kendi hakkında olumsuz eleştiriler yapan bu bireylerde kızarma, titreme, terleme gibi fiziksel semptomlar meydana gelmektedir.

Sosyal fobi, bireylerin topluluk halinde etkinlikler içinde bulunurken yüzlerinin kızarması, ellerinin titremesi ve diğer insanlar karşısında utanç duruma düşeceği davranışlar sergileme korkusu olarak açıklanmaktadır. Bu sebepler dolayı sosyal kaygı yaşayan bireyler sosyal alanlara katılmaktan kaçınmaktadırlar. Kaçınma davranışı sergileyemedikleri zamanda ise kendilerini anlatmaları bir durum öncesi bu bireyler beklenti kaygısı yaşayabilirler. Beklenti kaygısının da sosyal kaygının temel nedeni olduğu düşünülmektedir.

Sosyal kaygı yaşayan bireylerin ana problemi diğer bireylerin kendileri hakkında fikirleri olduğu düşüncesidir. Bu tarz düşünceler bireyi etkisi altına alarak bireyin topluluk içersin de yemek yememe, konuşamama ve karşı cins ile iletişim haline geçememe durumuna sürükler. Sosyal fobi yaşayan bireylerin odak noktaları sürekli kendileri oldukları için diğer bireylerin gerçekte ne düşündüklerinin farkına varamazlar. Bu durum da bireyi tedirgin hale getirir ve bireyi olumsuz olarak etkileyerek kaygı yaratır. Sürekli bir döngü olarak yaşanan bu durum bireyin iletişim kurmasını ve neşeli bir ruh hali içinde olmasını olumsuz şekilde etkilemektedir.

Sosyal kaygının daha çok bireylerde 13-24 yaş aralığında başlamaktadır. Bunun sebebi bireyler bu yaşlarda topluma daha çok katılma yaşamaktadır. Bu hastalığı yaşayan insanların bu hastalığı hayat boyu yaşadıkları gerekçesiyle belirtilen yaş aralığı gerçek sonuçlarla uyuşmamaktadır. Bu hastalığı yaşayan bireylerin bir uzmana başvurması hastalığın başlangıcından 15-20 yıl sonra olduğu için bu hastalığın hasta potansiyeli ortalama olarak 30 yaş kabul edilmektedir. Geç başvurunun sebebi ise bireylerin bu hastalığı kişilik özelliği olarak algılaması ve bir uzmana gitmeye gerek duymaması olarak açıklanmaktadır.

DSM-V’e Göre Sosyal Kaygı Tanı Kriterleri

Amerika Psikiyatri Birliği tarafından hazırlan Ruhsal Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal El Kitabı olan DSM’nin 5.sayısında sosyal kaygı kavramı şöyle açıklanmaktadır;

A) Kişinin diğer insanlar tarafından değerlendirilecek olduğu bir ya da birden çok toplumsal durumda, belirgin korku ya da kaygı duyması. (Örneğin karşılıklı sohbet etme, tanımadık insanlarla karşılaşma), gözlenme (Örneğin yemek yerken veya içecek içerken) ve başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme (Örneğin bir konuşma yapmak) vardır.

Not: Çocuklarda kaygı, yaşıtları ile birlikte olduğu ortamlarda görülmeli sadece yetişkinlerle olan etkinlikler sırasında görülmemelidir.

B) Birey, olumsuz olarak değerlendirilecek bir şekilde davranmaktan ya da kaygı duyduğuna ilişkin belirtiler göstermekten korkar. (Küçük düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde; diğer insanlar tarafından dışlanacağı veya diğer insanların kırılmasına yol açacak şekilde.)

C) Söz konusu toplumsal olaylar, hemen hemen her zaman korku ya da kaygı doğurur.

Not: Çocuklarda, korku ya da kaygı, ağlama, bağırıp çağırma, donakalma, sıkıca sarılma, sinme ya da toplumsal alanlarda konuşmama ile kendini gösterebilir.

D) Söz konusu toplumsal durumdan kaçınılır ya da yoğun bir korku veya kaygı ile buna katlanılır.

E) Duyulan korku ya da kaygı, söz konusu toplumsal alanlarda ortamda çekinilecek duruma göre ve toplumsal-kültürel bağlamda orantısızdır.

F) Korku, kaygı ya da kaçınma sürekli bir durumdur, 6 ay ya da daha uzun sürer.

G) Korku, kaygı ya da kaçınma, klinik açıdan belirgin sıkıntıya veya toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.

H) Korku, kaygı ya da kaçınma bir maddenin (Örneğin kötüye kullanılan bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz.

I) Korku, kaygı ya da kaçınma panik bozukluğu, beden algısı bozukluğu ya da otizm açılımı kapsamında bozukluk gibi başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

J) Sağlığı ilgilendiren başka bir durum varsa (Örneğin parkinson hastalığı, şişmanlık, yanık ya da yaralamadan kaynaklı biçimsel bozukluk) korku, kaygı ya da kaçınma bu durumla açıkça ilişkisizdir ya da aşırı bir düzeydedir.

Sadece bir davranışı gerçekleştirme sırasında yaşanılan korku, toplum karşısında konuşma ya da başka bir davranışı gerçekleştirme ile sınırlı ise bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.

Sosyal kaygı (Sosyal Fobi) Tedavisi

 Sosyal Kaygı (Sosyal Fobi), sorununun çözümünde birçok terapi tekniği vardır. En yararlı terapi tekniklerinden biri ise Bilişsel Davranışçı Terapi tekniğidir. Bilişsel Davranışçı terapide sosyal kaygı sorununu çözmek için genel hedefler belirlenir.

 Anksiyeteyi yatıştırmak, güvenlik davranışının ortadan kaldırılması, otomatik düşünceler ve inançlar ile çalışarak bilişsel yeniden yapılandırma vb. terapi hedefleri uygulanarak bireydeki sosyal fobi aşama aşama yapılandırılır ve sonunda bireyin sosyal kaygı durumunun kaldırılması hedeflenir.

Siz de Sosyal Kaygı (Sosyal Fobi) belirtileri yaşıyorsanız ve bu hayatınıza olumsuz anlamda etki ediyorsa en yakın zamanda terapi desteği almanızı öneririm.

Unutmayalım insan biyolojik bir varlık olduğu kadar da sosyal bir varlıktır. Sorunlarımızı ancak iletişim halinde konuşarak ve çalışarak çözebiliriz.

 

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş