Duygusal Yeme Bozukluğu


Duygusal yeme bozukluğu
12-05-2021

İnsanların sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için yerine getirmesi gereken bazı temel ihtiyaçlar vardır. Beslenme, bu temel ihtiyaçlardan en önemlisidir. Beslenme; sağlığı korumak, iyileştirmek ve hayat kalitesini yükseltmek için bilinçli yapılması gereken bir eylemdir. Beslenme gereksiniminin yerine getirilmesi, fizyolojik bir zorunluluğun yanı sıra psikolojik açıdan da oldukça önemlidir.

Duygusal yeme, öfke, üzüntü, stres gibi olumsuz duygularla baş etmek için gelişen çok fazla yeme eğilimini anlatan bir bozukluktur. Normalde anksiyete, depresyon vb. durumlarda iştahta azalma meydana gelirken duygusal yeme davranışına sahip olan bireyler bu gibi durumlarda aşırı bir yeme davranışı gösterebilmektedir. Yemek yeme davranışına yön veren pek çok etken bulunmaktadır. Fakat duyguların yemek yemeyi nasıl etkilediğiyle ilgili çıkarımlarda bulunmak zordur. Duyguların durumuna göre ya da kişinin karakteristik özelliklerine göre yemek yeme ve duygular arasındaki bağ değişkenlik gösterebilir.

Fizyolojik açlık ve psikolojik açlık semptomları birbirinden farklıdır. Fizyolojik açlık durumunda kişinin midesinde bir kazınma, burukluk olmakta ve kan şekeri düşebilmektedir. Kişi yedikçe doymakta ve midesinde hissettiği bu belirtiler yok olmaktadır. Açlığı giderme davranışı, duygusal yeme davranışı olan kişiden farklıdır. Örneğin birey meyve, sebze vb. gibi enerji içeriği düşük bir besin veya atıştırmalıklarla açlığını giderebilirken, psikolojik açlıkta tam tersi bir durum söz konusudur. Psikolojik açlık birdenbire ortaya çıkmakta ve fiziksel belirti vermemektedir. Birey o an ne bulursa onu yer ve genellikle kalorisi fazla yiyecekleri tercih etmektedir. Bunlar genellikle cips, pizza, çikolata, bisküvi, hamur işleri, dondurma gibi abur cuburlar olmaktadır.

Duygusal yeme bozukluğunun önemli belirtileri nedir ? 

  • Aç değilken yemek
  • Gizli olarak yemek
  • Kısa zamanda aşırı yemek
  • Yedikten sonra iyi hissetmek, sakinleşmek
  • Kızgın, üzgün ya da stres altındayken aşırı yemek

Duygusal yeme bozukluğunda kimler risk gurubundadır ? 

  • Çocuklar ve ergenler
  • Obez bireyler
  • Stresli bir hayat yaşayan kişiler
  • Psikolojik hastalığı olan bireyler

Obezite ile duygusal yeme arasındaki ilişki nedir ? 

Obezite gelişiminde kalıtsal yatkınlığın yanı sıra sosyal, kültürel, duygusal ve diyete bağlı faktörler birlikte rol oynamaktadır. Obez kişilerde sıklıkla gözlenen psikolojik davranışlar dürtüsellik, özgüven düşüklüğü, bedeniyle barışık olmama, mükemmeliyetçilik ve disinhibisyon (utanma ve mahcup olma duygusunun kaybı) olarak belirtilmektedir. Obez bireyler zayıf bireylere oranla daha çok dürtüsel davranış gösterebilmektedir. Dürtüsel bireyler, yeme davranışı üzerindeki kontrollerini sağlayamadıklarını, bunun yanı sıra lezzetli ve yüksek kalorili yiyeceklere karşı ilgilerinin daha çok olduğunu belirtmişlerdir.

Yapılan bir araştırmada kilolu kişilerde olumsuz duyguların, zayıf kişilerde ise pozitif duyguların varlığında duygusal yemenin arttığı saptanmıştır. Yani kilolu kişiler kendilerini mutsuz hissettiğinde, zayıf kişiler de mutlu olduklarında daha çok yemek yeme eğilimindedir.

Tıkanırcasına yeme bozukluğu ve duygusal yeme arasındaki ilişki nedir?

Duygusal yeme ilk başlarda bulimik hastaların aşırı yemelerini destekleyen bir sebep olarak düşünülmekteydi. Sonrasında ise tıkınırcasına yeme ataklarının da duygusal yeme ile ilişkili olabileceği ifade edilmiştir. Yapılan bir çalışmada olumsuz duyguların tıkınırcasına yeme ataklarını arttırdığı, olumlu duyguların ise bu atakları azalttığı yönünde bir sonuca varılmıştır. Tıkınırcasına yeme atağı gösteren bireylerde yiyecek tüketimindeki artışın temel sebebi, duygusal stres nedeniyle bireylerin oto kontrol mekanizmalarında azalma meydana gelebilmesidir. Bunun yanı sıra bu yeme davranışına sahip kişilerde olumlu duygular, hazcı sistemler aracılığıyla kalori değeri yüksek besin alımını artırabilmektedir.

Anoreksiya ve bulimia nervozada duygusal yeme 

Bulimia nervozada tıkınırcasına yeme ataklarıyla benzer şekilde var olan stres ve negatif duygu durumunun yeme davranışı ile azaltılacağı görüşü mevcuttur. Anoreksiya nervozadaki duygu durumu ise daha çok kişinin yeme davranışı üzerindeki kontrol mekanizmasını kaybetme korkusu taşıması ile ilişkilendirilmektedir. Her iki durumun temelinde kişiler, içinde bulundukları temel duygu durumunu tanımlamakta güçlük yaşamakta ve duyguları yönetmenin bir yolu olarak aşırı yeme ya da yememe davranışı sergilemektedirler. Anoreksiya nervozada daha çok olumsuz duygulardan kaçınma, bulimia nevroza da ise duygusal farkındalığın azalmasına bağlı oluşan bir yeme tutumu söz konusudur.

Duygusal yeme bozukluğunun tedavisi nedir ? 

Tedavi sürecine bir klinik psikoloğun veya psikiyatristin kontrolü altında başlanmalıdır. Psikoterapi olmazsa olmazdır. Kişinin ailesi veya yakın ilişkide olduğu bireyler ile işbirliği ve bu kişilerin tedaviye doğru katılımı da çok önemlidir.

Tedavi için ilk adım hastanın iş birliği yapmasını sağlamaktır. Bunun için de hastayla psikolog arasında bir güven bağı kurmak gerekir. Daha sonra, duygusal yeme bozukluğu olan kişilerin, hastalığını tetikleyen duygu, düşünce ve davranış örüntüsünü tespit etmek ve bunlar arasındaki bağlantıyı hastayla birlikte incelemek gereklidir. Sağlıklı baş etme becerisini kazanmak için, yeme isteği ortaya çıktığında, duyguların ve düşüncelerin isimlendirilmesi, durumu tanımlama ve farkındalık kazanma açısından önemlidir.

Hastaya birtakım ev ödevleri verilebilir. Örneğin; düzenli egzersiz, yürüyüş, müzik, dans, resim gibi aktivitelere yönlendirmek, yeme isteği geldiğinde bu isteğinin yerine daha sağlıklı alternatifler koymaya yarayabilir.

Kesin bir ilaç tedavisi yoktur ve asıl tedavi ilaç kullanımı değildir. İlaçlar psikoterapi ile birlikte kullanılmalıdır. Sadece yardımcı rol oynarlar.

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş