Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir?

Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir?


Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir?
27-04-2022

Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis) Nedir? 
 

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin temel ortak noktası, ciddi bir hastalık yaşadıklarına dair bir kaygı durumu yaşamalarıdır. Bu konuda çeşitli doktorlara gitseler, hatta hasta olmadıklarına dair tıbbi bulgulara sahip olsalar ve üstüne doktor tarafından rahatlatılsalar dahi, kendileri ile ilgili endişeleri sürmeye devam eder. Öyle bir düşünce yapısına sahiplerdir ki, vücutlarındaki bir benden yola çıkarak, kanser olacaklarına kadar düşünürler. Bu kişiler, gerek dediğimiz gibi doktorlardan, gerek de ailesinden ve çevresinden, sürekli güvence almasına rağmen, kötü bir hastalığa sahip olduğu inancının üstünden atamamaktadır. Bazı kişiler, hastane kapılarını aşındırırken, bazıları ise, kendisine bir hastalık teşhisi konulacağı korkusu ise, asla doktora gitmezler ve dolayısıyla teşhisleri de zor konulmaktadır. (Bu son cümle, hiperkondriyazis rahatsızlığı olarak da adlandırılmaktadır.) 

Hastalık Hastalığı Hangi Yaş Aralığında ve Kimlerde Görülür?

Hastalık kaygısı bozukluğu, sıralayacağımız birçok nedenden kaynaklanabilmekle birlikte, 20'li veya 30'lu yaşlarda başlayıp, en çok 30'lu ve 40'lı yaşlarda gözükmektedir. Bu hastalığın kadın ve erkeklerde görülme olasılığı da yüksektir. Bu rahatsızlıkta, genetik kaygı orta düzey kabul edilmekle birlikte, %17 civarında bir ihtimalden bahsedilmektedir.

Hastalık Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Hastalık kaygısı, diğer adıyla hipokondriyazisin temelinde, çocukluk zamanında aşırı koruyucu ebeveyn tutumu ön plana çıkmaktadır. Geçmişte kötü bir hastalık geçirmiş kişiler, tekrar aynı şeyleri yaşamaktan duyduğu endişe ile bu hastalık hastalığına yatkın olabilir. Başka önemli bir neden dile getirecek olursak, bir ebeveynin erken ölümünün olduğu yaşa, yaklaşan sağlıklı bir birey, hipokondriyaya yakalanır. Bu kişiler, kendilerinde gördükleri bedensel semptomları, ebeveynlerinin yakalandığı hastalığa yorarlar, ondan dolayı muzdarip olduklarını düşünürler ve dolayısıyla panik atak yaşarlar. Panik atak belirtileri  olarak, Yoğun kaygı, hızlı kalp atışı, çarpıntı, terleme, kas gerginliği, mide rahatsızlığı, baş dönmesi, nefes darlığı ve vücudun belirli bölgelerinde (eller, alın, ayak ve bacaklar vb.) uyuşma veya karıncalanma yaşayabilmektedirler.

Hastalık Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

  • Bir hastalığa yakalanma ihtimalinden aşırı derecede korkmak
  • Çok küçük fiziksel bir belirti yaşandığında dahi önemli bir hastalık olduğunu düşünmek
  • Sürekli hastaneye ve doktora gitmek
  • Hastalık bulunamadığı için doktoru beğenmeyerek sürekli doktor değiştirmek
  • Sürekli sağlıkla ilgili araştırma yapmak 
  • Bir hastalığı duyduktan sonra aynı hastalığın kendinde olabileceğini düşünmek
  • Sürekli vücut haraketlerini ve kalp atışlarını takip etmek
  • Duygusal stres


Hastalığın tanısına gelecek olursak, DSM 5'e göre, bir kişinin bu tanıyı alması için, öncelikle en az 6 ay, kişinin  bedensel semptomları yanlış yorumlamasına dayalı olarak ciddi bir hastalığa sahip olma korkusu veya ciddi bir hastalığa sahip olduğu düşüncesiyle meşgul olma, zihinsel meşguliyet, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulma yaşaması gerekmektedir. 

Hastalık Hastalığının Tedavisi Nasıl Olur?

Hipokondriyazisin tedavisine değinecek olursak, bu hastalar ilgili hekimlerce gerekli değerlendirmeler yapıldıktan ve bedensel bir hastalık saptanmadıktan sonra psikiyatri uzmanına yönlendirilirler. Ancak hastaların çoğu bunun yerine farklı bir dahiliye uzmanına ya da nöroloğa gitmeyi tercih eder. Hastalığına teşhis koyabilecek bir doktor arar, tahlil ve tetkikler yapılır sonuç alınamayınca farklı bir arayış halinde devam eder. Bu hastalar ilk psikiyatriye yönlendirildiklerinde bu öneriye uymaları oldukça önemlidir.  Çünkü sorunlarının çözümüne bakıldığında  ilaç tedavisi bile değil, psikoterapidir. Bazı özel hallerde, seçici serotonin geri alım inhibitörü grubu ilaçları kullanılsa bile, bu hastaların bedensel hastalıkları olduğuna dair inançlarının ortadan kalkmasının asıl yolu, düzenli şekilde alacakları psikodinamik yönelimli ya da bilişsel-davranışçı yönelimli psikoterapilerdir.

Yaklaşık 20 rastgele kontrollü çalışma ve çok sayıda gözlemsel çalışma da, bu terapinin hipokondriyazis için etkili bir tedavi olduğunu gösterir. Genellikle hastaların yaklaşık üçte ikisi tedaviye yanıt verir ve hastaların yaklaşık %50'sinde rahatsızlık hafifler yani tedaviden sonra artık hipokondriyaya muzdarip değildirler. Hipokondriya ve sağlık kaygısı için bilişsel davranış terapisi (BDT), bireysel olarak yüz yüze veya grup terapisi dahil olmak üzere çeşitli biçimlerde telefon yoluyla veya kendi kendine yardım kitabı yoluyla kendi kendine yardımcı olarak veya çevrimiçi tedavi platformu aracılığıyla aktarılan bilgilerle verilebilir.
Her konuda olduğu gibi hastalık hastalığı konusunda da Jetklinik.com üzerinden randevu oluşturarak, alanında uzman psikologlarımız ile hemen görüşebilirsiniz.

 

 

 

Yazı içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazıyı Paylaş

jetklinik whatsapp